HİV enfeksiyonu ve AİDS

AIDS, insan bağışık yetmezlik virüsünün (HİV) neden olduğu bir hastalıktır. Adı, İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Adı, 1980'li yıllardan bu yana sık duyulmakta olan bu hastalık, önceleri sadece homoseksüel erkeklerin hastalığı gibi algılanmıştır. Günümüzde ise en sık cinsel yolla, ayrıca kan ürünleri aracılığıyla ve hasta anneden çocuğa bulaştığını bildiğimizden, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

HİV, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunmasında önemli bir role sahip olan akyuvarları enfekte eder. Bu enfeksiyon sonucunda akyuvarlar önce işlevlerini kaybeder daha sonra da ölürler. Akyuvarların kaybı, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunma sisteminin çökmesi anlamına gelir. Böylece, HİV/AİDS hastalarında, çok basit mikroplar, ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabilirler ya da hızlı ilerleyen kanserler ortaya çıkabilir.

Belirtiler

Gelip geçen hafif grip ve ardından pamukçuk, zona ve herpes gibi hastalıklara karşı dayanıksızlık. İştahta azalma ve kilo kaybı, sık ve kolay hastalanma, uzun süren yüksek ateş, uzun süren öksürük, tekrarlayan yaygın uçuklar, ağır ishal gibi belirtilere rastlanır.
Virüs vücudun savunma sistemini giderek daha fazla çökerttiğinden, ilerleyen evrelerde hastalar enfeksiyonlara ve kanserlere karşı tüm dirençlerini yitirirler; çeşitli organlarında kanserler ve enfeksiyonlar oluşur ve sonunda ölürler.

Bulaşma yolları

Günümüzde hastalığın en sık bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Cinsel ilişkinin her şekli (vajinal-kadın cinsel organı yoluyla, anal-makattan, oral-ağız yoluyla) ile virüsün bulaşması söz konusudur. Bunlar içinde en riskli olanı, kanama ve zedelenme olasılığının yüksek olması nedeniyle makattan ilişkidir. Korunmasız bir ilişki sırasında virüsün, hasta bir erkekten kadına bulaşma riski, hasta bir kadından erkeğe bulaşma riskinden 20 kat fazladır. Yani virüsün kadına bulaşması, erkeğe bulaşmasına göre daha kolaydır. Ayrıca, cinsel bölgede yaralar ile seyreden diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar da HİV'in bulaşma riskini artırır.Virüs, hasta hamile kadından bebeğine, doğumdan önce, doğum sırasında veya doğum sonrasında emzirme yoluyla da geçebilir.Diğer bir bulaşma yolu ise hasta kişilerin kanının ya da organlarının başka bir kişiye naklidir.Hasta kanı ile kirlenmiş kesici-delici aletler ile yaralanma da, nadir olmakla birlikte, HİV bulaşmasında önem taşıyan bir yoldur. Bu aletler, enjektör, cerrahi aletler ve diş hekimliğinde kullanılan aletler gibi tıbbi araç-gereç olabileceği gibi, manikür-pedikür aletleri, jilet, ustura, dövme aletleri, akupunktur iğneleri ve kulak delme aletleri gibi günlük kullanımda olan araç-gereçler de olabilir. Damar içi yoldan uyuşturucu madde bağımlılığı olan kişilerin, aynı enjektörü ortak kullanmaları, günümüzde, özellikle de gelişmiş ülkelerde, sıklığı giderek artan bir bulaşma yoludur.

Tanı

Hastalığın teşhisi, hastadan alınan kan örneğinin incelenmesi ile olasıdır. ELİSA yöntemi ile yapılan bu test, ülkemizdeki birçok hastanede mevcuttur. Ancak kan örneğinin ELİSA testinde olumlu bulunması, kişinin hasta olduğu anlamına gelmez; çünkü bu testlerde yalancı olumluluklar olabilir. ELİSA testinde olumlu bulunan kan örneği, başka bir test yapılarak doğrulanmalıdır. Bu doğrulama testleri, üniversite hastanelerinde yapılmaktadır. Doğrulama testinin de olumlu bulunması halinde kişinin HİV ile enfekte olduğu söylenebilir. ELİSA testi, virüs vücuda girdikten hemen sonra pozitifleşmez. Hastalığın saptanabilir hale gelmesi, virüsün vücuda girişinden sonraki 2-12 hafta içinde olmaktadır. Bazı kişilerde bu sürenin 6 aya kadar uzadığı da görülebilir. Bu durumda, kuşkulu bir temastan söz eden kişide, ilk yapılan testin negatif (temiz) bulunması yeterli değildir. Temastan 6 ay sonra test tekrarlanmalıdır. Yakın zamanda, ülkemizde, evde uygulanabilen testler kullanıma sunulmuştur. Ancak bu testlerin yapılmasında bazı sakıncalar bulunmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, testin bir kez negatif bulunması, o kişinin virüs taşımadığı anlamına gelmez; test mutlaka tekrarlanmalıdır. Ayrıca, her pozitif test de kişinin virüs taşıdığını göstermez. Danışmanlık almadan, evde uygulanan testlerde, bu sonuçların yanlış değerlendirilmesi ve yanlış sonuçlara varılması mümkündür. HİV testleri yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra mutlaka bir uzman ile görüşülmeli ve test sonuçları bu kişi tarafından yorumlanmalıdır.

Tedavi ve korunma

Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Mevcut ilaçlar ile hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak olasıdır. Yaşam süresi, kişinin bağışıklık sisteminin hastalanmadan önceki durumu, hastalık etkenleriyle karşılaşma sıklığı, tedavi görüp görmemesi gibi birçok faktöre bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hasta olduğundan kuşkulanan veya hasta olduğu belirlenen kişi, hiç vakit kaybetmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Hastalığın hangi aşamasında tedaviye başlanacağı, hangi ilaçların ne süre ile kullanılacağı, hastanın hangi sıklıkta kontrole gelmesi gerektiği gibi konular, hekim tarafından belirlenir. Hastalığın kontrol altına alınmasında, hastanın tedaviye uyumu en önemli unsurdur. Bu nedenle, hastanın hekime tam güven duyması ve hekim ile iyi bir iletişim kurması gerekir.
Hastalığı önleyecek bir aşı veya ilaç henüz geliştirilmemiştir. AİDS'ten korunmada, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için uygulanan kurallar geçerlidir.

alo check up- uyarı

alo checkup anadolusigortaalo checkup allianzalo checkup gunesalo checkup groupamaalo checkup ergo logo-banneralo checkup axaalo checkup acibademalo checkup mapfregenelalo checkup aksigorta