Uzmana Sorun

Lütfen sorunuzu açık bir şekilde ilgili bölüme yazınız.

Soru ) Bu sorum biraz tuhaf gelicek ama 2 hafta önce trafik kazası geçirdim, dizimin yan bağları koptu yani kopmuş emar çekilince anladık doktor dizimi alçıya aldı ve 3 hafta kalmasını söyledi. Sonra başka bir doktora gittim, o ön tarafta ta yırtık olduğunu ameliyat gerekilebileceğini hatta alçının yanlış yapıldığını çünkü diz yırtıklarında alçıların 30 derece açı ile yapılması gerektiğini söyledi offf napıcam biimiyorum hangisine inanmalıyım...YA çok saçma ama yardımcı olursanız sevinirim.. Ayrıca ayağa kalkmalımıyım yoksa dinlenmeliyim herkes başka bi şey söylüyor şimdiden teşşekkürler

Cevap ) Öncelikle geçmiş olsun,

Menisküs Yırtığı Nedir?

Menisküsler diz içinde uyluk ve kaval kemiklerinin eklem yüzeyleri arasında bulunan kıkırdak yapıda C- ve O- şeklinde yastıkçıklardır. Çeşitli yöndeki kuvvetlerin etkisi altında menisküsler yırtılabilir. Sanılanın aksine sadece sporcularda değil dizini herhangi bir şekilde zorlamış olan herkeste görülebilir. Örneğin sürekli diz çöküp kalkan kişilerde... Bu yırtıklar bazen yaşlanma veya yapısal bozukluklar sonucunda kendiliğinden de gelişebilir. Menisküsler kıkırdak yapısında oldukları için iç kısımları kan damarlarından yoksundurlar. Bu nedenle bu bölgede oluşan yırtıklar iyileşmezler. Yırtığın olması dizde ağrı, kilitlenme, hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlerin oluşmasına neden olur. Uzun dönemde ise bu yırtığın kalması dizin kendi içinde bozulmaya yol açar. Diz içinde ilerleyici hasarın önlenmesi için menisküsün yırtık bölgeleri alınarak temizlenmelidir. Menisküslerin dış kısımlarındaki yırtıklar ise dikilerek tedavi edilebilir.

Artroskopik Bağ Tamiri Nedir?

Dizin içinde bulunan ön çapraz ve arka çapraz bağlar hareketler sırasında uyluk ve kaval kemiklerinin birbirinden ayrılmasını engellerler. Özellikle spor yapan kişilerde sıklıkla ön çapraz bağ ve daha az sıklıkla arka çapraz bağ yırtılarak kopabilmektedir. Diz bağ tamiri, yırtılmış olan ön ve arka çapraz bağın yerine kadavradan alınan bir doku, kişinin kendisinden alınan bir doku veya sentetik bir materyal ile yeniden oluşturulmasıdır. Yırtılmış olan bağın cerrahi olarak dikilerek tamir edilmesi mümkün olmadığı için yenisi oluşturulmaktadır. Yeni oluşturulan bağ kemiklere özel vidalar veya kancalar yardımı ile tutturulmaktadır.

Artroskopinin avantajları nelerdir?

Sadece iki veya üç delikten yapılan, bu sayede dizi keserek açmaya gerek olmayan bir ameliyattır.

  • İstenirse lokal olarak yapılabildiği için hasta da dizinin içinin görüntüsünü doktoru ile birlikte TV ekranından izleyebilir.
  • Ameliyat kesisi çok az olduğu için yara iyileşmesi kolaydır, pansuman ihtiyacı çok azdır.
  • Hastane kalış süresi çok kısadır. Eski yöntemlerle 3-4 gün hastanede yatmak gerekirken artroskopi sayesinde hasta aynı gün veya ertesi taburcu olabilir.
  • Hasta ertesi gün yürüyebilir.
  • Hasta çok kısa içerisinde işine dönebildiği için işgücü en azdır.
  • Ameliyat sonrası eklemlerde hareket kısıtlılığı gelişme ihtimali daha düşüktür.
  • İşgücü kaybının az olması, hastanede yatış süresinin kısa olması, fizik tedavi ihtiyacının minimum olması, ameliyat sonrasında az ilaç kullanılması gözönüne alındığında son derece ekonomik ve hasta açısından konforlu bir ameliyattır.

Artroskopi Sadece Diz Ekleminde mi Kullanılmaktadır?

Hayır. Diz eklemi artroskopinin en çok uygulandığı eklem olmasına rağmen diğer eklemlerde de artroskopi tanısal ve cerrahi olarak başarıyla uygulanabilmektedir. Omuz ekleminde tekrarlayan çıkıkların, eklem çevresindeki kas ve kapsül sıkışmalarının, eklem çevresindeki bursaların (eklem hareketini kolaylaştıran içi sıvı dolu keseler) mikropsuz iltihaplanmalarının ve donmuş omuz hastalığının tedavisi artroskopik olarak yapılabilmektedir. Dirsek ve el bileğinde eklem içi bağların hastalıkları, hareket kısıtlılıklarının tedavileri ve eklem içi serbest kemik ve kıkırdak parçalarının çıkartılması da artroskopik olarak yapılabilmektedir.

Kalça ekleminin hastalıkları uzun süren ve tedaviye çok zor cevap veren sorunlara yol açabilir. Özellikle kalça ekleminden kaynaklanan hastalıkların tanısı ve tedavisi açık yöntemlerle yapıldığında hasta için uzun süreli nekahat dönemlerinin gerekmesine neden olabilmektedir. Son yıllarda kalça artroskopisi ile kalça içine kolayca ulaşılmakta ve labrum (eklemin kenarlarını kaplayan kıkırdak ) yırtıklarının tedavisi yapılabilmektedir.

Ayak bileği ekleminin kıkırdak hastalıkları ve bağ sıkışmaları artroskopi ile tedavi edilebilmektedir.

Size en doğru kararı sizi tedavi eden doktor verebilir. Ayağa kalma konusu ise biraz karışık ama mutlaka dinlenmelisiniz.


Soru ) vajinal kültür yaptırdım herpes testi için sonuçta epitel hücresi ve çomaklar görüldü denilmiş bana bunu açıklıyabilirmisiniz teşekkürler.

Cevap ) Her kadında normalde bir miktar akıntı bulunur. Normal olan ve herhangi bir anormallik taşımayan bu akıntı genelde bir günde sadece çamaşır değişimini gerektirecek kadardır. Hormonların vagina hücrelerini uyarması ve de vagina ağızındaki bazı bezlerin salgısı ile oluşan bu akıntılar kokusuz ve renksizdir. Özellikle yumurtlama dönemine yakın devrelerde yumurta akı kıvamında olan renksiz ve berrak akıntı da normaldir ve 3-4 gün kadar sürer. Bu aynı zamanda herhangi korunma yöntemi kullanmayan çiftlerde korunmayı uyaran veya bebek isteyen kadınlarda da özellikle beraberlik için uygun zaman olduğunu gösterir. Bu akıntı genelde rahim kanalından gelir ve yumurtlama zamanı geçince koyu kıvam alarak miktarı da azalır.

  • Renk değişimi olan ve kokuyla beraber olan akıntıların her zaman değerlendirilmesi ve tedavisi gerekmektedir.

Vaginal kültürlerde normalde vagen bulunan faydalı bakterilerde görülür,sizdeki sonuçta bunlar olabilir,size Tavsiyem bu sonuçları sizi tedavi eden kadın-doğum uzmanı tarafından görülüp sonuca varılmasıdır.

bu arada;

Bir de Vaginal smeardenen örnekleme vardır, rahim agzindan (serviks) pamuklu çubuk yada küçük firça yardimi ile alinan akintinin mikroskop altinda incelenmesidir. Bu akinti içindeki hücreler degerlendirilerek erken rahim agzi kanserleri ve kanserlesme ihtimali yüksek olan hücreleri belirleyerek kansere yakalnamadan tedavi olanagi veren çok degerli ve basit bir tekniktir. Cinsel aktif her kadinin senede bir vaginal smear aldirmasi gerekir.

Soru ) sol bacağımda 1 yıldır ağrı var. doktora 4-5 defa gittim.bel fıtığı olabilir dediler.ama tomografi ve mr da fıtığa rastlanmadı.kas gevşetici,ağrı kesici ilaçları sürekli veriyorlar. bende ilaç içtiğimde ağrı kesiyor.ama ilacı bırakınca aynı ağrılar devam ediyor.özellikle kalçam,dizimin arkası ve ayağım ağrıyor. Fıtıktan başka ne gibi bir hastalığım olabilir. teşekkürler

Cevap ) Bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıklar çok çeşitlidir. Yani bel ve bacak ağrısı bulunan her hastaya "Mutlaka bel fıtığıdır" peşin hükmü ile yaklaşmak doğru değildir. Bel fıtığını taklit eden pekçok hastalık vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere ve bel kaymasına kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Bu sebeple önce teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır.

Çünkü tedavide başarıya giden yol herşeyden önce doğru teşhisten geçer. Bunun için de ilgili uzman hekime müracaat etmek gerekir. Hekim hastanın şikayetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri isteyecektir.

Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisinde EMG dediğimiz tetkik yöntemi de yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada bulunan bozuklukların sinir dokusuna mı, yoksa kas dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, diğer hastalıkların bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı, varsa hasarın derecesi hakkında da fikir vermektedir. Bazı durumlarda bu teknik, cerrahın ameliyat kararını bile etkileyebilmektedir.
Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan bir hastada bazen bilgisayarlı tomografi, genellikle de manyetik rezonans gibi ileri tetkik yöntemlerine başvurulur.

Manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın x-ışını almaması ve çeşitli planlardaki üstün görüntüleme yeteneği; omurilik, sinirler ve diğer yumuşak dokuları net bir şekilde görüntüleyebilmesi manyetik rezonansı son yıllarda giderek daha da öne çıkarmaktadır.

Anladığım kadarı ile sizin tettiklerinizde bir sorun çıkmamış,ağrı kesici aldığınızda sorunun giderilmesi eklem veya kas kirişlerine bağlı olduğunu düşündürüyor, bu nedenle bir fizik tedavi uzmanından yardım almalısınız.

Soru ) Lütfen çok acil! Kız arkadasım'ın (23 yaşında) geçen sene bir depresyon problemi vardı ve benim yogun ısrarlarım üzerine doktora gitti ve ilaç kullanmaya başladı. Ancak tedavivin hiçbir işe yaramayacağını sürekli söylüyor ve ilacını düzensiz alıyor, sabah alınması gereken ilacı aksam alıyor bazen ayda bi iki kez almıyordu ve 6 aylık düzensiz kullanımdan sonra ilacı kendi keyfine göre kesti ve kullanmamaya başladı. Aradan bir ay geçti ve şimdi yine aşırı derecede dengesizlik, mutsuzluk, yaşıyor ama doktora gitmenin gereksiz olduğunu düşünüyor ve onu razı edemiyorum. Bi tanıdğım depresyondan efexor kullanarak kurtuldu ancak o bu ilacın çok ağır bir ilaç olduğunu ve bu tür bi ilacı asla kullanmayacağını söylüyor. Bana yardımcı olabilecek bi doktor adı ve sadece fikir vermesi açısından muhtemel bi kaç ilaç ismi yazar mısınız?? lütfen çok acil

Cevap ) Site kuralları gereği ilaç ve dr ismi veremiyoruz,
Bahsettiğiniz kadarı ile kız arkadaşınızın mutlaka bir uzman yardımına ihtiyacı var.
En fazla mutsuzluk, umutsuzluk, kötümserlik, aşırı iştah veya iştah kaybı, yaşama isteğini kaybetme gibi belirtilerle kendini gösteren depresyon; yaş, ülke, etnik özellikler dinlemeden tüm insanları ele geçirebiliyor. Genel olarak kadınların, erkeklere göre iki kat fazla risk taşıdığını da belirtelim. Peki depresyonun gerisindeki sebepler neler?

Kadınların yaşadığı hormonal değişimler:

  • Adet öncesi,
  • Menopoz dönemi,
  • Hamilelik, doğum ve emzirme dönemi sonrası,
  • Hormon takviyeli ilaçlar,
  • Hormon dengesini bozan kadın hastalıkları sırasında.

Kadın ve erkekte depresyonun ortaya çıkma nedenleri:

  • Beyindeki kimyasal dengenin bozulması,
  • Yakın bir kişinin kaybı,
  • Yaşamdaki büyük bir değişiklik; boşanma, iş kaybı, şehir değiştirme vs.,
  • Finansal sorunlar,
  • Vücutta belirli gıdaların eksikliği, yetersiz beslenme,
  • Tansiyon düşürücü benzeri bir takım ilaçların kullanımı,
  • Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı,
  • Bazı akut veya kronik hastalıklar.

Nedeni ne olursa olsun, depresyon tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Tedavi süreci çoğunlukla ilaç, terapi ve depresyonun nedenine odaklı diğer yöntemleri içerir. Örneğin, doğum kontrol haplarından kaynaklanan depresyon tespit edilmişse, ilaca ara verilerek ya da ilaç değiştirilerek tedavi sonuçlandırılabilir.

Depresyon; hepimizin rahatsızlığı. Kimi zaman işten başımızı kaldırıp kendimizdeki değişimi fark edemediğimiz için artan, kimi zaman öncelikli sorunlar yüzünden ihmal ettiğimiz, varlığını bile çoğu zaman kabul etmeye yanaşmadığımız bir problem. Depresyonun; işteki başarımızdan aile ilişkilerimize, sosyal yaşamımızdan güzelliğimize kadar tüm yaşamımızı etkilediğini unutmayalım. Belirtilerden şüpheleniyorsak, sorunu çözmeye yönelik ilk adımı bir an önce atalım.

Soru ) 1 aylık Hamileyim ve saçlarımı boyatmak istiyorum bir sorun çıkarmı bebeğime zarar verirmi?

Cevap ) Gebelik süresince maruz kalınan kimyasal maddeler anne adaylarında korku ve endişeye neden olurlar. Bu nedenle doğum hekimine yöneltilen soruların büyük çoğunluğunu 'Gebelikte kozmetik kullanımıyla' ilgili endişeler oluşturur.

Reçete ile kullanılan ilaçların fetus üzerine olumsuz etkileri (Teratojenik etkileri) bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Anne adayları için endişe kaynağı olan, gebelikleri süresince kullandıkları kozmetik ürünlerin teratojenik muhtemel etkileri konusunda anne adaylarının bilgilendirilmesi çok önemlidir. Gebelik esnasında maruz kalındığında doğumsal anormalliklere sebep olan ajanlara teratojen, fetusa olan etkilerine de teratojenik etki denir. Bu ajanlar fetusun normal gelişmesini engelleyebilirler ve sonuçta fetusta fiziksel ve zihinsel defektler meydana getirebilirler.

Hangi ürünler?

Kozmetikler; temizleyici, güzelleştirici vücudun cazibesini artırıcı maddelerdir. Bu tanım içine sabunlar, losyonlar, deodorantlar, terlemeyi önleyiciler, parfümler, makyaj malzemeleri, saç spreyleri, saç boyaları ve şampuanlar dahil edilir. Bu ajanların fetus üzerine etkileri konusundaki bilgilerin çok büyük kısmına vaka raporlarından, retrospektif (geriye doğru araştırarak) çalışmalardan ve hayvan deneylerinden ulaşılmıştır. Bu maddelerle işleri dolayısıyla iç içe olan güzellik uzmanları, kuaförler ve kozmetolojistler üzerinde bilimsel araştırmalar yapılmamıştır. Birçok anne adayı, gebelik öncesi saç modellerini ve saç renklerini, bebeklerini riske etmeden gebelikleri boyunca devam ettirmek isteyeceklerdir. Bunun için bu konuda anne adaylarına kapsamlı bilgi verimelidir. Sıklıkla kullanılan kalıcı oksidatif boyalar p-phenylenediamine sulfate, 2,3-naphtalenediol, resorcinol ve m-aminophenol içerirler. Kalıcı oksidatif boya yukarıdaki boyalar içinden özellikle p-phenylenediamine'nin hidrojen peroksit ile oksidasyonu ile yapılır. Yarı kalıcı boyalar 2 nitro p-phenylenediamine, aromatik aminler, aminophenol içerirler. Kalıcı ve yarı kalıcı boyaları ana maddeleri olan p-phenylenediamine, aminophenol, resorcinol ile yapılan hayvan deneylerinde bu maddelerin teratojenik etkileri (anne karnındaki bebek (fetus) üzerine olumsuz etkileri) incelenmiştir. Gebe deney hayvanlarına saç boyama esnasında maruz kalınan miktarın 100 misli verilerek yapılan deneyde bu hayvanların fetuslarında (bebeklerinde) herhangi olumsuz etki görülmemiştir. Bu maddelerle insanlar üzerinde yapılan deney yoktur.

Sonuç olarak bu maddeleri içeren ülkemizdeki izinli formüllerin fetus üzerine olumsuz etkileri yoktur. Saç şekillendiriciler (straightener) sodyum hidroksit ve bisulfite ihtiva ederler. Gebelerin özellikle sodyum hidroksit içeren ürünlerden uzak kalmasını tavsiye ediyoruz. Isı ile pres veya hava akımı ile kurutma metoduyla saçları düzeltmek anne adayları için daha emniyetli olacaktır.

Saç şekillendiricileri doğru seçin

Perma için kullanılan solüsyonlar amonyum thioglycolote, amonyum calcium thioglycolate ve bir nötralizan solüsyon olan hidrojen peroksit içerirler. Bu maddelerle çalışma yapılmadığı için teratojenik riskleri bilinmemektedir. Anne adayları için tavsiye edilmemektedir. Kına gibi bitkisel boyalar da mevcuttur. Kına bilinen en eski saç boyasıdır. Bu boya ile de çalışma yapılmamış olmasına rağmen, teratojenik olma ihtimali yoktur. Saç beyazlatıcıları hidrojen peroksit ve amonyum persulfate içerirler. Hidrojen peroksit lokal olarak tahriş edicidir. Fakat çok çabuk ayrıştığı için sistemik etkisi ve emilimi yoktur. Buna bağlı olarak teratojenik etkisi yoktur. Şampuanlar anionik, kationik ve nonionik yüzey aktif maddelerdir. Bu maddelerin insanda teratojenik etkisini inceleyen çalışma yoktur. Fakat fetus üzerine olumsuz etkilerinin olması ihtimal dışıdır. Aerosal saç spreylerinin büyük çoğunluğu methylen chloride içerirler. Bu maddelerinde teratojenik etkileri yoktur. Özet olarak gebelik esnasında perma yaptırmak veya saç boyatmak isteyen anne adaylarına öneriler şöyle olacaktır:

Zamanlamaya dikkat

Gebeliğin ilk 3 ayında bu işlemler yaptırılmamalı, daha sonraki aylarda kurşun, nikel, bakır içeren saç boyalarından sakınılmalıdır. Mümkünse kimyasal boyalar yerine kına gibi bitkisel kökenli boyalar kullanılmalı ve soğuk su ile durulanmalıdır.

Diğer belirtilmeyen kozmetik ürünler için kısa bir özetleme yapmak gerekirse, Amerika Birleşik Devletleri'nde 'Food and Drug Administration' adlı komite tüm kozmetik maddeleri teratojenik, kanserojenik ve toksikolojik açıdan incelemektedir. Bu etkileri, olmayan maddeleri içeren kozmetik ürünlere pazarlanması için izin verilmektedir. Ülkemizde de izinli kozmetik ürünlerde kullanılan maddeler, ABD'deki komitenin onayladığı maddelerden yapılmaktadır. Dolayısı ile bu ürünlerin bilinen teratojenik, kanserojenik ve toksikolojik etkileri yoktur.

Anne adaylarını üzen ve oluşmaması için gayret gösterdikleri bir konuda gebelik çatlaklarıdır. Gebelik esnasında karın ve göğüsler üzerinde oluşan renk değişiklikleri ile kendini gösteren bu olay 5. gebelik ayından itibaren oluşmaya başlar. Mekanik gerilmeye ve artmış gebelik hormonlarının etkisi ile oluşur. Hızlı ve aşırı kilo alınmazsa mekanik gerilme minimuma indirilir. Ayrıca cilt memlendiricisi olarak lanolin, cocoa yağlı kremler ve masaj, cilt elastikiyetini arttırarak çatlakların oluşmasını önleyebilir. Bu maddelerin de fetusa olumsuz etkileri yoktur. Gebelik esnasında kullanılabilirler.

Soru ) sağ yanağım,sağ kulağımın altı ve içi her sabah düzenli olarak kaşınıyor.kulak burun boğaz ve cildiyeciye gittim iki doktorda allerji diyerek alerji hapı verdi. ilacı kullanıyorum (hitrizin) ancak ilacın 12 saatlik etkisi geçince yine kaşıntı çekilmez bir hal alıyor.ilaçta uyku verdiğiiçin kullanmak istemiyorum ama ne yapacağımı bilemiyorum.alt çene kemiği ve kulağımın içini koparıp atmak geliyor.kriz anında.
bana ne yapmam gerektiğini söylerseniz sevinirim saygılarımla

Cevap ) Allerjik durumlar gerektiğinde çok rahatsızlık verici olabilir. Özellikle kullandığınız kozmetik ürünler bu durumu artırabilir, özellikle allerji ilaçları en az 4-6 hafta kullanından sonra kesilmelidir. Dermatoloğunuzdan tekrar yardım isteyebilirsiniz size topikal (yüzeyel) bir ilaç önerebilir. Ayrca doktorunuz bu kaşınma epizodlarından kurtulmak için çok küçük dozlarda sakinleştirici ilaç almanızı da önerebilir.

Soru ) Zaman zaman derin sayılabilecek bir öksürük var. Burnum da sürekli tıkalı, bazen akıyor. Mukoza çok yoğun ve yeşil.
Teşekkürler şimdiden...

Cevap ) Burun kanallarında, boğazda, bronşlarda veya akciğerdeki bir tahrişe tepki olan öksürüğe yakalandınız. Balgam çıkarmaya yol açan bir öksürük ya da kuru ve kesik kesik bir öksürük söz konusu olabilir.

Nedenleri

Sigara : Kuru ve kesik kesik veya balgam çıkararak öksürüyorsunuz ve bu, sabah kalktığınızda ya da sigara içtikten sonra şiddetleniyor. Sigara içenlerin öksürmesine sigara dumanında bulanan birçok zehirli kimyasal yol açar ve bundan kurtulmanın tek yolu sigarayı bırakmaktır.

Solunum enfeksiyonu : Balgam çıkararak öksürüyorsunuz ve ateşiniz 39 derece üzerinde. Çok yorgunsunuz, kaslarınız ağrıyor ve kendinizi günlük faaliyetlerinizi yapamayacak kadar hasta hissediyorsunuz. Beyaz balgam genellikle seyrini izlemeniz gereken, ama kendi kendine tedavi yöntemleriyle hafifletebileceğiniz viral enfeksiyona işaret eder. Yeşil veya pas rengi balgam çoğu kez bakteriyel enfeksiyonun göstergesidir ve antibiyotik gerektirir.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

Öksürürken çıkan balgamı (gece uykusu dışında) yutmayın. Buhar veya sıcak duş balgamı inceltir ve rahat öksürmeyi sağlar. İçinde balgam söktürücü olan ve reçetesiz satılan bir ilacı deneyin, ama eğer çok balgam çıkartan sürekli ya da kronik bir öksürüğünüz ya da astımınız varsa, balgam söktürücü kullanmayın bol sıvı için.

Kuru ve kesik öksürükte boğaz pastili veya (içinde dekstrometorfan bulunan) reçetesiz satılan bir öksürük ilacını deneyebilirsiniz, ancak başka ilaçlar kullanıyorsanız, mutlaka doktora danışın. Sıcak su, çay veya limonataya katılmış balı da deneyebilirsiniz.

Burun akıntısı boğazınızda tahrişe yol açtığı için öksürüyorsanız, reçetesiz satılan ilaçlar ya da antihistaminler balgamı kurutabilir.

Önleme

Öksürüğünüz sigara yüzündense, ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Sigarayı bırakın ve sigara yerine başka tütün içmeyin.

Öteki Nedenler Mide ekşimesi Soğuk algınlığı Astım Boğmaca Krup Türberküloz

Size önerin bu durumla ilgili olarak bir dahiliye uzmanından yardım alabilirsiniz.

Soru ) sık sık uykusuzluk - başağrısı çekiyorum, bunun çözümü var mı?

Cevap ) Başağrısı toplumun büyük kesiminde görülebilen ve insanların büyük çoğunluğunun hayatlarının değişik dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir. Başağrılı insanları en çok endişelendiren şey bu ağrıya sebep olabilecek faktörler ve özellikle beyin tümörü korkusudur. Başağrılı insanlar sıklıkla "beynimde bir tümör mü var?" korkusuna kapılırlar. Ancak başağrısı nadiren ciddi bir hastalığın özellikle beyin tümörünün haberci belirtisi olarak ortaya çıkar. Bir belirtiler topluluğu şeklinde görülen migrende çoğu kez özellikleri olan bir başağrısı vardır. Kişiyi en fazla rahatsız eden bir özellik olduğu için migren çok şiddetli başağrısının diğer bir ismi olarak algılanmaktadır. Migrenli kişileri en fazla rahatsız eden ve bazı günlük işlerini ve görevlerini aksatabilen veya tam engelleyen temel özellik başağrısıdır. Bu bakımdan migren en basit şekilde tekrarlayıcı bir başağrısı olarak tanımlanabilir.

Migren Başağrısının Özellikleri

Migrenli kişilerin büyük çoğunluğunda başağrısı en azından atağın (krizin) başlangıcında başın bir tarafından başlar. Daha sonraları bir kısım hastada her iki tarafı tutar. Bu özelliği sebebi ile yarım başağrısı olarak da bilinir.
Zonklayıcıdır, giderek şiddetlenir ve genişler, kafa yarısını veya tamamını etkiler. Ağrının şiddeti ve süresi değişkendir. Çok şiddetli olabileceği gibi orta veya hafif şiddette olabilir.
Migren atakları bazı hastalarda haftada birkaç kez olurken diğer bir kısım hastada çok seyrek olabilir. Ancak genel bir ortalama ayda 2-3 atak şeklindedir.
Beraberinde bulantı veya bulantı ile birlikte kusma, ışık ve gürültüden, sesten rahatsız olma vardır. Normal ışık ve sesler çok rahatsız edici olabilir. Bu yüzden bir kısım hastalar karanlık ve sessiz bir odada yatmayı tercih ederler.

Migren nedir? Migren sırasında neler olmaktadır? Sebebi nedir?

Hemen söylemek gerekir ki migren tehlikeli bir hastalık değildir. Kişiyi sakat bırakabilen veya ölüme yol açan bir hastalık hiç değildir.
Migren başağrısının bir diğer ismide vasküler yani damarsal başağrısıdır. Günümüzde migreni başlatan faktörün kesin olarak ne olduğu bilinmemektedir. Sebep belli değildir. Beyindeki bazı kimyasal maddelerin bu işte önemli rol aldığı kabul edilmektedir. Bir kısım kimyasal maddelerin azalması veya etkilerinin gücünde azalma başka kimyasal maddelerde etki artımına sebep olabilir. Bu kimyasal maddelerden özellikle serotonin isimli madde önemli olup damarlar üzerindeki etkide önemli görevi vardır.

Migrenin başlamasına sebep olabilen başlıca faktörler; stres, hormonal değişiklikler, diyet faktörleri, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler ve kişisel bazı alışkanlıklardır.

Stres ve Duygular: Emosyonel olaylar migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.
Hormonal Değişiklikler: Migrenli kadınların yaklaşık %70'inde ataklar adet döneminde sıklaşır ve şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet dönemlerinde olur. Bir kısım kadın hasta özellikle menstrüasyon sırasında olan ağrılarının daha şiddetli olduğunu ifade ederler.
Diyet Faktörleri ve Bazı İlaçlar: Yiyecek ve içeceklerde bulunan bazı maddeler damarlar üzerine direkt etki ederek onları genişletir ve böylece migreni başlatabilirken bir kısım maddeler de daha ziyade dolaylı yoldan etki ederek bazı refleks yollar ile ağrıyı başlatabilirler. Mesela alkol direkt etki ederken kafein ve nikotin gibi maddeler dolaylı yoldan etki etmektedir.
Uyku: Fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.
İklim Değişiklikleri: Bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.
Kişisel Alışkanlıklar, Kokular vs: Sigara migreni provoke edebilir. Bazı ağır kokular migreni provoke edebilir, bu durumlardan kaçınılmalıdır.

Migrenin Seyri
Migren genellikle 16-35 yaş arası başlar. 50 yaş civarında sıklığı azalır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmektedir. Migren tanısı mutlaka ilgili uzman hekim tarafından konur. Başağrısına sebep olabilecek birçok neden olabileceği ve bunların bir kısmının tehlikeli olabileceği unutulmamalıdır. Teşhis için mutlaka konunun uzmanına başvurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki migren tedavisi olan bir hastalıktır.

Soru ) 1 YIL ÖNCE AŞIRI DERECE GRİP OLDUM İLAÇ KULLANARAK TEDAVİ OLDUM GRİPİM GEÇTİ ANCAK SONRALARI SAĞ KULAĞIMDA HAŞIRTILAR VE ÇINLAMALAR BAŞLADI ÖZELLİKLE AKŞAMLARI YATINCA ARTIYOR.BAZI İLAÇLAR KULLANDIM AMA FAYDA ETMEDİ TEDAVİSİ NASIL OLUR
TEŞEKKÜR EDERİM

Cevap ) Bahsettiğiniz şikayetler sinüzite bağlı olabilir.kronik sinüzit bu tür şikayetler yapabi,lir, orta kulakta sıvı birikimi de yapabilir,bu durumla ilgili olarak bir kulak burun boğaz uzmanından yardım alabilirsiniz.

Soru ) benim yüzümde pul pul soyulma oluyor. göz altlarımda kızarıklıklar oluşuyor. banyo sonrası kuruluk oluşuyo ve soyulma daha fazla oluyor. cildimde kepeksi bir doku oluşuyor ve ben bunu parmak dokunuşlarıyla cildimden atabiliyorum ama cildim çok tahriş oluyor. bunun nedeni nedir ne yamam lazım lütfen bana önerilerinizi yazın çünkü artık çok kafama takıyorum

Cevap ) Bu durum egzama veya atopik dermatit olabilir.

Ekzama daha çok disardan kaynaklanan temas ile meydana gelen bir asiri duyarlilik hali olup farkli klinik tiplerini (akut/subakut/kronik) görmek mümkündür. Temas edilen maddeye göre farkli isimler alabilir. Çimento ekzamasi, Ev kadini ekzamasi, Nikel allerjisi gibi.

Sebebi nedir?
Disardan temas edilen kimyasal maddeler, su, deterjan, sabun gibi maddeler duyarli kisinin cilt yapisina göre degisen oranlarda çesitli reaksiyonlara neden olabilir. Yine cilt kurulugu ya da varisler gibi durumlarda da kendilerine özgü ekzama türü görülebilir.

Tedavisi nasildir?
En önemlisi temas edilen maddeden uzaklasmak ya da kronik temas söz konusu ise ondan ya da ortamdan uzak durmak gereklidir. Sikayetlerin oldugu dönemlerde tedavi hastanin klinigine göre degismekte olup mutlaka bir hekim ya da dermatolog görmelidir. Tedavi ile geçen lezyonlarin temas oldugu sürece tekrarlayacagi akilda tutulmalidir. Bu tedavinin basarisizligi degil hastaligin kendi tabiatidir.

Korunma gerçekten önemli mi?
Hastaligin nüks etmemesi açisindan temas mutlak olarak kesilmelidir. Bu primer tedavi seçenegidir.

Patch(Yama) Testi yaptirmali miyim?
Duyarli oldugunuz maddeyi tam olarak tesbit edemiyorsaniz bu durmda Patch(Yama) testi size yardimci olabilecektir. Doktorunuz gerek görürse bu testi mutlaka yaptirin.

Atopik Dermatit nedir?
Günümüzde endüstri gelistikçe temas edilen madde miktar ve çesitleri de artmakta ve bu hastalikta da oran gittikçe yükselmektedir. Bu hastalik da asiri duyarlilik hali olup serumda IgE düzeyi yükselmistir. Kuru cilt, kasinti gibi deri bulgularinin yani sira astim, konjunktivit, rinit gibi sistemik allerjik hastaliklar da ilaveten gözlenebilmektedir.

Bu durumla ilgili olarak bir dermatoloji uzmanından yardım alabilirsiniz.

alo check up- uyarı

alo checkup anadolusigortaalo checkup allianzalo checkup gunesalo checkup groupamaalo checkup ergo logo-banneralo checkup axaalo checkup acibademalo checkup mapfregenelalo checkup aksigorta